Güldür Güldür İbrahim Kaç Yaşında? Bir Sorudan Daha Fazlası
Bir Anın Ardında
Kayseri’deki evimden dışarıya bakarken, gözlerim sokaktaki kalabalığa kayıyor. Bugün de diğer günlerden farklı değil. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor, hayat bir şekilde devam ediyor. Ama ben, günün bir anında, bir soruya takıldım. “Güldür Güldür İbrahim kaç yaşında?” sorusu kafamda çınlıyor.
Bir zamanlar, televizyonda her akşam izlediğimiz o eğlenceli, rahatlatıcı programı hatırlıyorum. İbrahim, o komik, esprili, biraz da saf haliyle beni hep güldüren bir karakterdi. Ne kadar çok severdim, onun bir kelimesiyle gülmeyi, o sahneleri tekrar tekrar izlemeyi. Ama zaman geçtikçe, İbrahim’in gerçek yaşını öğrenmek isteğim, bana hiç beklemediğim duyguları çağrıştırdı.
O Sorunun Duygusal Yankıları
Düşüncelerim kaybolup gidiyor. Güldür Güldür’ü izlerken, İbrahim’in gençliğini hatırlıyorum. O sahnelerde gülen, mutlu olan, enerjik bir insan vardı. Ancak zamanın içinde hep bir yerde kaldı gibi. İşte o an, kaybolan o zamanları düşünerek bir an İbrahim’in gerçek yaşını merak ediyorum. Birden bir fark ediyorum, yalnızca “İbrahim kaç yaşında?” sorusu bana bir şey anlatmıyor. O soruyu sorarken kaybolan yıllar, birer birer üstüme yığılıyor.
“Gerçekten zaman geçiyor,” diyorum kendi kendime. İbrahim’in yaşını öğrenmek, bir şekilde, hayatın hızla ilerleyişini hatırlatıyor. Her şeyin geçici olduğunu… O gülmelerin, kahkahaların ve yılların.
Anlamı Derinleşen Bir Yaş Sorusu
Kayseri’nin sabah soğukları daha bir yakıcı, odamda yazdığım günlük de bir o kadar derinleşmiş. O yazıda geçen her cümle, kendi içimdeki yaşanmışlıkların yankısı gibi. Çocukluğumda, o televizyonun başında İbrahim’in şovlarını izlerken hissettiğim heyecan, her şeyin sonsuza kadar süreceği hissi, her şeyin çok hızlı geçtiğini kabul edemediğim anlarımdı. Belki de o yüzden, Güldür Güldür’ün İbrahim’i, zamanla gelişen bir çelişkiyi anlatıyordu bana. O mutlu, bol kahkahalı, neşeli anların içindeki ağır hüzün, yaşın ne kadar hızla geldiğini fark etmemi sağlıyordu.
İbrahim’in gerçek yaşını öğrendiğimde, bunun beni nasıl etkileyip etkilemeyeceğini düşünüyordum. Yılların hızla geçtiğini fark ettiğim anlarda, içimdeki hüzün birden büyüyordu. Belki de sorunun cevabı bana hep kendimi hatırlatıyordu; geçen zamanla birlikte olgunlaşan bir duygu, belki de eriyip giden bir geçmiş.
Bir Yaşın Hangi Duygulara Tekabül Ettiği
Şimdi, 25 yaşımda, her şeyin hızla geçiyor olmasına alışırsam da bir gün yine kaybolan yıllara, bir anlık “Güldür Güldür İbrahim kaç yaşında?” sorusunun arkasındaki anlamı çözemem diye korkuyorum.
Yaş bir sayıdır, bir etiket. Ama duygular bir sayı ile ölçülmez. O yüzden belki de bu soruya takıldım, belki de bir şeylerin gerisinde kaybolan o zamanın bir işaretiydi. Çünkü her geçen yıl, bana hayatın başka bir yönünü öğretiyor; bazen umut ediyor, bazen hüsrana uğruyorum, ama her seferinde bir şeyler öğreniyorum. Belki de bu yüzden, İbrahim’in yaşını düşündüğümde, yılların bizi bir şekilde şekillendirdiğini fark ediyorum.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Her bir anın, her bir kaybolan saniyenin ardından gelir bir boşluk. O boşluk, bazen hüsran, bazen hayal kırıklığı olur. Ama bazen de umut getirir. İbrahim’in yaşını düşündüğümde, aslında zamanın ne kadar hızlı aktığını bir kez daha hatırladım. Ama belki de bu, kaybettiğimiz bir şeyin ardından gelen umudu bulma çabasıydı.
Her ne kadar yaş ne olursa olsun, en değerli şeyin geçmişi kabul etmek, anı yaşamak ve ilerlemek olduğunu fark ettim.
Güldür Güldür’ün İbrahim’i belki de yalnızca bir karakter. Ama o, zamanın bir sembolü gibi geldi bana. 25 yaşımda, belki de hayatıma bir daha gözle bakmak, anı biraz daha derinlemesine hissedebilmek için böyle düşünmem gerekiyordu.
Ve işte o sorunun cevabı: İbrahim’in yaşı önemli değildi. Önemli olan, her bir yaşın bize kattığı duygulardı. O yüzden, soruyu sorarken kaybolan yılların içinde bulduğum, küçük umutlardan hiç vazgeçmemek…